16 Haziran 2018 Cumartesi

HUTBE, Fastenmonat Ramadan”


“Sei willkommen,

oh Fastenmonat Ramadan”

12. Juni 2015

 

Verehrte Muslime!

Der Monat Ramadan ist ein gesegneter Zeitabschnitt, in dem etliche tugendhafte Schönheiten zuteilwerden. Der gnadenreiche Koran, der die Menschen von Finsternissen in das Licht führt und der das zum rechten Weg führende göttliche Wort ist, wurde in diesem Monat herabgesandt. Die Nacht der Bestimmung (leyletü´l-kadir), die wertvoller als tausend Monate ist, befindet sich in diesem Monat und auch das obligatorische Fasten wird in diesem Monat verrichtet. Unser erhabener Herr (Rab) Allah sagt: “Der Monat Ramadan ist es, in dem der Koran als Rechtleitung für die Menschen herabgesandt worden ist und als klare Beweise der Rechtleitung und der Unterscheidung.”1 Unser geliebter Prophet berichtet über den Monat Ramadan und dessen Vorzug wie folgt: “Der Ramadan ist so ein Monat, an dem Allah tagsüber das Fasten auferlegte und deren nächtliche Gottesdienste (ibada) freistellte (nafila). Ramadan ist der Monat der Geduld. Die Belohnung für die Geduld ist das Paradies. Ramadan ist der Monat der Gabe und Solidarität. Der Unterhalt (rizq) des Gläubigen wird in diesem Monat vermehrt und gesegnet. Ramadan ist ein Monat, dessen Anfang Gnade, dessen Mitte Barmherzigkeit und dessen Ende Errettung vom Höllenfeuer ist.”2
Verehrte Gemeinde!
Der Monat Ramadan ist ein Monat, wo sich Gottesdienste und gegenseitige Solidarität intensivieren, die egoistischen Triebe gezügelt werden, die Armen verpflegt und beschützt werden, sich gute Taten, Belohnung, sowie Vergebung und Barmherzigkeit mehrfach steigern. Mit dem Fasten, den nächtlichen Teraweeh-Gebeten, den Koranrezitationen, dem Fastenbrechen und Sahur-Essen, den Bittgebeten, reumütigen Vergebungsbitten, Gottesgedenken (zikr) und eindringlichen Bitten ist dieser Monat von Anfang bis Ende ein Monat der Gnade, der Barmherzigkeit, des Segens und der Belohnung. Mit den Worten unseres Propheten: “Dieser Monat ist der Monat, wo die Tore des Paradieses geöffnet und die Tore der Hölle verriegelt werden und der Satan angekettet wird.”3

Verehrte Geschwister!

Lassen Sie uns den Wert des Monats Ramadan gut nutzen. Lassen Sie uns ihn wie einen wertvollen Gast bewirten. Lassen Sie uns von seinen geistigen Gaben reichlich Nutzen ziehen. Lassen Sie uns Rechenschaft gegenüber uns selbst ablegen und vom göttlichen Barmherzigkeits-Ozean Nutzen ziehen. Lassen Sie uns entfernen von Unachtsamkeit, von Bösen und Verbotenen Dingen. Lassen Sie uns all die materiellen und geistigen Gaben vermehren, indem wir miteinander teilen. Lassen Sie uns im Monat des Korans an den Koran festklammern, ihn zum Wegweiser für unser Leben machen und nicht von seinem rechten Weg abweichen.

Ahmet Tuncer

Religionsbeauftragter, DITIB Simmern Moschee

[1] Koran, al-Baqara, 2/185

2 at-Tergib, II, 94-95

3 al-Bukhari, Savm, 425

HUTBE, AİLE BAĞLARINI KORUMAK


يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا [1]                                           

AİLE BAĞLARINI KORUMAK

Ailevi değerlerin yok sayıldığı bir zamanda gelmiş olan dinimiz, insanların aile kurmalarını teşvik etmiş ve bunun için de kurallar koymuştur. Çünkü sağlıklı neslin ve toplumların geleceği sağlam temellerle kurulmuş olan aile hayatıyla mümkündür.

Aile; teşvik etmek, özüne dönmek, kıymet bilmek, özveride bulunmak, sahip çıkmak, toparlamak, her şeyi ile kabul etmektir. Aile değer kaynağını Kur’an-ı Kerim ve sünneten alan bir kutsaldır. Manevî değer yargılarının unutulduğu toplumlarda, ailenin, dolayısıyla toplumun çöküşü beklenen bir sondur.

Aile de değer verilir ve insan ailesi ile değerlenir. İnsan, milli, manevi ve ahlaki değerleri çoğu zaman taklit ederek yetişir. Dindar, ahlaklı ve vatansever biri olmasında da bu ailevi değerler belirleyici olur. Bu değerler olumsuzluklara kalkan olurken mutlulukları da daim eyler.

Aile aynı zamanda birbiri arasında hak, sorumluluk ve görevleri gerekli kılar. Bu sorumluluk bilincine sahip çıkılmazsa düzen bozulur, adaletsizlik ortaya çıkar. Ailenin devamını sağlayan huzur ve saadet zedelenir. Bu görev ve sorumluluklar ihlal veya ihmal edildiğinde aile de yıkım ve facialar ortaya çıkar. Bunun için, aile fertlerinin birbirlerine karşı vazifelerini ve sorumluluklarını yerine getirmesi büyük önem taşır. Ailenin mutluluğu ve geleceği buna bağlıdır.

Kıymetli Cemaat-i Müslimin

Aile bağlarımızı zedeleyen unsurlar nelerdir? Aileyi ayakta tutan geleneklerin, çağdaşlaşma ve modernleşme adı ile artık önemsenip uygulanmaması, yabancı kültürlerin medya ve iletişin araçlarının yaygınlaşması ile daha çok hayatımızda yer tutması, göç, gurbetçilik, şehirleşme, çalışma hayatı, paranın bir güç unsuru olması, evde ki mutluluğun dışarda eğlence de zararlı alışkanlıklarda aranması, nefse hoş gelen yanlışlıkların ardından gidilmesi, yanlış arkadaş çevresi sayabileceklerimizden sadece bir kaçıdır. 

Aile bağlarının gevşemesinde kolaylaştırıcı unsurlar her zaman var olmuştur. Ve insanları farkında olarak veya olmayarak etkilemiştir. Aileyi sarsacak, aile bağlarını zedeleyecek davranışlardan kaçınmak bir insanlık görevidir ve hiçbir mazeret, ailevi bağları kesmek için gerekçe sayılamaz.

Ailede meydana gelen problemler de, aile olma bilinci ile karşılıklı anlayış, sevgi, saygı, şefkat ve hoşgörü ile hareket edilerek çözüme gidilmeli ve ailenin devamı için gayret edilmelidir.

Değerli Mü’minler

Aile toplumun kalbidir. Onun bağları sağlam olursa toplumun bağları sağlam olur. Bunun içindir ki her devlet aile kurumunun devamı için tedbirler alır. Aynı şekilde bir milleti, toplumu yıkmanın en kolay yolu aile bağlarını koparmaktır. Ancak unutulmamalıdır ki geçmişte olduğu gibi gelecekte de nesiller güçlü bağlarla bağlı ailelerde hayat bulup varlığını devam ettirecektir.



[1] Nisa; 4/1

14 Haziran 2018 Perşembe

HUTBE, RAMAZAN, BAYRAM



Ramazanın Bize Öğrettikleri

(15.06.2018)

 

Değerli Kardeşlerim,

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz, “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” (Hıcr 15/99) buyuruyor. Okuduğum hadisi şerifte ise Peygamberimiz (s) şöyle buyuruyor: “Biliniz ki, Allah katında amellerin en faziletlisi, az bile olsa devamlı olanıdır.”
 

Bugün bir bayramımızı daha kutlamak için, ikinci kez bu mübarek mekânda toplanmış bulunuyoruz. Bayramınız mübarek olsun, Cumanız mübarek olsun. Mü’minler için gerçek bayram olan cennet ve Cemalüllah’a da erişebilmeyi Rabbim, cümlemize  nasip eylesin.

Kardeşlerim,

Yüce Rabbimizin, bizlere sunduğu en büyük nimetlerden birisi olan Ramazan ayını geride bıraktık. Bir ay boyunca huzur ve bereket dolu sahurları, yüreklerimizi sevindiren iftarları yaşadık. Gönüllerimizi rahatlatan teravihlere her akşam coşku ile koştuk. Ramazan boyunca hatimler indirerek Rabbimizle konuştuk, şuurumuzu pekiştirdik.

Fitre ve zekâtlarımızla kazançlarımızı arındırdığımız kadar; zihnimizi, kalbimizi, dilimizi de her türlü kötülüklerden arındırdık.

Aziz Müminler!

Ramazan ayında bir irade eğitimi aldık. Bu kutlu ay, kötü alışkanlıkları terk edip, ahlakımızı güzelleştirmek için bize fırsatlar sundu. Bu ay sayesinde dünya koşuşturmasıyla bulanan zihinlerimiz yeniden duruldu. Türlü istekler peşinde yorgun düşen nefislerimiz yeniden huzura kavuştu.

Ramazan, bir kalkan oldu hepimize. Çirkinlik ve hayâsızlıklara, kalp kırmaya, günah ve isyana iç dünyamızı kapattık. Sadece midemize değil, aynı zamanda elimize,  dilimize, gözümüze de oruç tutturduk.  Dilimizin iftarı, gönül alıcı sözlerimiz; gönlümüzün iftarı, güzel duygularımız ve birbirimize karşı beslediğimiz iyi düşüncelerimiz oldu. Yeryüzündeki güzellikleri görüp Rabbimizin kudret ve azametini düşünerek gönül dünyamıza bir iftar coşkusu yaşadı.
 

Kardeşlerim,

Bu ay bizim için bir sabır ve şükür eğitimine dönüştü. Uzun günlerde tuttuğumuz oruçlarla sabrı öğrendik. Yeryüzünde bir dilim ekmeğe muhtaç, aç-açık insanların haliyle bir nebze de olsa hâllenip, elimizdeki nimetlere şükretmemiz gerektiğini öğrendik. Dahası yeryüzünde bizim yardım elimize muhtaç olan milyonlarca insan olduğunu bir kez daha tefekkür ettik.

Mutluluğun paylaşarak artacağını öğrendik. Birlik ve beraberliğin muhteşem huzurunu, hiç tanımadığımız kardeşlerimizle iftar sofralarında bir araya gelmenin sevincini yaşadık. “Sevdiğiniz şeyleri Allah için paylaşmadıkça iyilerden olamazsınız  ayetinin anlamını daha iyi kavradık. “Yarım hurma ile bile olsa, cehennem ateşinden korunun”  buyuran Kutlu Nebi’nin, tavsiyesine uyarak, ahiret yurdumuza hazırlık yapmaya çalıştık.

Kıymetli Kardeşlerim,

Ramazan ayı, bin aydan çok daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni hediye etti bizlere. Yaptığımız ibadet ve iyiliklerin, samimiyetimiz oranında kat kat fazlasıyla karşılık bulacağını öğrendik. Bütün bu güzelliklerin ardından, Rabbimiz bizleri neşemizi, huzurumuzu birbirimizle paylaşacağımız bir güne, Bayram gününe, kavuşturdu.

Öyleyse, Aziz Kardeşlerim!

Ramazan’ın bize bıraktığı bu güzelliklere sahip çıkalım. Gelin bütün hayatımızı Ramazan yapalım. Haram şeylere, meşru olmayan isteklerimize bir ömür oruç tutalım.  Ta ki, ahiretimiz de bayram olsun.  On bir ay yolunu gözleyip  özlediğimiz Ramazan da bizi özlesin. Bu bereketli misafir, tüm cömertliğiyle bir an önce yine gelsin, kapımızı çalsın, gönlümüzü kuşatsın…

Ahmet Rifat SAĞLAM

Kelsterbach DİTİB Camii Din Görevlisi

HUTBE, RAMAZAN, RAMAZAN BAYRAMI


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 

 
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 
وَلَقَدْ آتَيْنَا لُقْمَانَ الْحِكْمَةَ أَنِ اشْكُرْ لِلَّهِ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ اللَّهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ ﴿١٢﴾
 
ŞÜKÜR BAYRAMIMIZ OLSUN 
Kardeşlerim!

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim şükrederse kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır.” Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Allah’ım! Seni anıp zikretmek, nimetlerine şükretmek, sana en güzel şekilde kulluk etmek için bana yardım eyle!”
 
Aziz Kardeşlerim!

Oruçla midelerimizi, zekâtla mallarımızı, sadakayla kalplerimizi temizleyerek bizleri bayram sabahına ulaştıran Rabbimize şükürler olsun. Aynı anda iki bayramı yaşıyoruz. Bayramımız mübarek olsun, Cumamız mübarek olsun.

 
Duaların çokça kabul olduğu, günahların affedildiği, isteklerin karşılık bulduğu Ramazan ayından3 sondra da bayram sabahına yine namaz ve duayla başlıyoruz. Allah’a sonsuz hamd ü senalar olsun. Bu gün, bizi İslam’la şereflendirip sayısız nimet veren Rabbimize şükretme günüdür. Bu gün bağış günüdür. Bağışlanma günüdür. Zekâtını verdik, temizledik kazancımızı.. Fıtır sadakamızı vermekle Ramazan’a sağ salim ulaşmış olmanın şükrünü eda ettik. Sadece bağışlanmanın malla olmadığını anladık. Sahip olduğumuz her nimetin zekâtı kendi cinsindendir dedik; bilmeyene öğrettik. Gücü yetmeyene gücümüzle yardımda bulunduk.

Yediğimiz yemekten komşuya da ikram ettik. Selam verdik karşılaştığımız insanlara; barışı yaymak istedik bütün dünyaya.. Kini, nefreti barındırmadık imanla dolu kalplerimizde.. İman ile cimriliğin ikisi aynı yerde bulunamaz diye, cimriliği uzaklaştırdık kendimizden.. Haset ve gıybeti Allah’ın taksimatına razı olmamakla eşdeğer kabul ettik. “…Allah’ım! Sen dilediğine mülkü verirsin, dilediğinden de çekip alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini de zelil edersin…”  ayetine âmenna dedik. Kardeşlerimizin bize karşı olan kusur ve kabahatlerini Yüce Rabbimizin af ve merhametini umarak bağışladık, en güzel bağışla.. Mükâfatını yalnızca Allah’tan bekleyerek ihya ettik gündüzlerimizi ve gecelerimizi..

Kardeşlerim!

Gelin! Kur’an’ın ufkundan bir kez daha süzelim hayatımızı.. Ramazan’ın disiplini ile programlayalım ömrümüzü.. Her bir ayet yeniden insin gönüllerimize... Hayatımızın her anına Rabbimizin emirleri yön versin. Kalplerimiz ve evlerimiz harabeye dönmesin Kur’an’dan uzak kalmakla..

Rasulullah’ın (s.a.s.): “Aranızda selamı yayın. Birbirinize ikram da bulunun. Akrabalık ilişkilerinizi muhafaza edin.”  emrine sıkı sıkıya uyalım. Hiç kimseyle küs olarak gecelemeyelim ve sabahlamayalım. Kibir, haset, ırkçılık gibi şeytani duyguları kovalım hayatımızdan. Komşu, akraba, uzak ve yakın hiç kimse  incinmesin bizden..

Kardeşlerim!

Ramazan’da oruç tutmakla sadece yiyip içmeyi bırakmadık. Dilimizi de tuttuk, incitmedik hiçbir kalbi.. Öfkelenmedik, “ben oruçluyum”  dedik; bağladık nifak saçan şeytanları.. Dünya nimetlerine karşı olan hırsımıza gem vurduk. Bedenimizle birlikte ruhlarımız da dinlendi teravihlerle.. Okuduğumuz Kur’an’la giderdik açlığımızı ve susuzluğumuzu.. “Yaratan Rabbinin adıyla oku”  emrine uydukça arttı secdelerimiz..  Dinimiz İslam’ın kadir kıymetini bildikçe aziz ve şerefli kıldı bizi Rabbimiz.
 

Aziz Mü’minler!

Bugün sahip olduğumuz nimetlerin şükrünü eda etme günüdür. Rabbimize yakın olduk ibadetlerimizle.. Avrupa’nın bağrında huzur bulduğumuz camilerimizi cennetimiz yaptık bu ayda.. Helalinden kazandığımız rızıkla donattık iftar sofralarımızı.. Çocuklarımızın midesi bayram etti alın teriyle hanemize giren her lokmayla.. Bu gün bayramı hak ettiğimiz gündür inşallah..

Kıymetli Kardeşlerim!

“Oruçlunun iftar vaktindeki duası reddedilmez”  diyen Efendimiz (s.a.s.)’in müjdesini taşıyalım çifte bayramımıza.. Gelin sürdürelim duamızı ve en samimi amellerimizi şahit tutalım bu ana..


Allah’ım! Bu bayramımız hayra anahtar, şerre kilit olsun. Cennet kapılarının açıldığı ve cehennem kapılarının sonuna kadar kapandığı daha nice oruçlarımız olsun. Bitsin savaşlar.. Yıkılmasın şehirler.. Boş kalmasın camiler.. Zulüm altındaki Müslüman kardeşlerimize sen selamet ver. Annelerin yüreğine kor düşmesin.. Yetim kalmasın minik yürekler.. Uzun günlerde tuttuğumuz oruçlar hürmetine, cennete giden yolu kolaylaştır bize.. Bu bayram kurtuluş bayramımız olsun. Sadakalarımız muhtaçlara ulaşsın, kardeşliğin bayramı olsun.


Sevindirdiğimiz her çocuk bayram şekerimiz olsun. Gönlünü hoş ettiğimiz ihtiyarlarımız cennet vesilemiz olsun. Küslük ve kırgınlıklar rahat bıraksın kalplerimizi.. Nefret ve öfkenin ağırlığından kurtulalım affederek kardeşlerimizi.. Ziyaret ettiğimiz akrabalarımız, iyi geçindiğimiz komşularımız Rahman’la bağımızı kuvvetlendirmeye vesile olsun. Anne-babamızın duasını alalım; bayram bu bayram olsun. Okuduğumuz hatimlerle ölmüşlerimizin ruhu şad olsun.


“Allah’ım! Bizi bağışla! Bize merhamet et! İbadetlerimizi, hayır ve hasenatımızı, dualarımızı kabul eyle! Bizi cennetine koy, cehennem azabından koru! Bütün işlerimizi ıslah eyle.”       Amin.                                                               

Halime Karabulut

DİTİB Hattingen Fatih Cami Din Görevlisi

7 Haziran 2018 Perşembe

HUTBE, Toplumsal Bir İbadet: Zekat ve Fitre

 


إنَِّ الذَِّینَ آمَنُواْ وَعَمِلوُاْ الصَّالحَِاتِ وَأقََامُواْ الصَّلاةََ وَآتَوُاْ الزَّكَاةَ

لھَُمْ أجَْرُھُمْ عِندَ رَبِّھِمْ وَلا خَوْفٌ عَلیَْھِمْ وَلا ھُمْ یَحْزَنُون
Toplumsal Bir İbadet: Zekat ve Fitre



Aziz ve muhterem Kardeşlerim!
Yüce dinimiz İslam, insanlar arasında karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma gibi insan hayatını düzenleyen birçok esaslar getirmiştir. Zira dinimizin en temel gayelerinden bir tanesi de mutlu ve huzurlu bir toplum oluşturmaktır. Toplumsal barışın oluşmasında da zekât ve sadaka-i fıtır gibi mali ibadetlerin katkısı şüphesiz büyüktür.

Yüce dinimiz İslam, bizi birbirimize kardeş kılmıştır. Niketim pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerifte; “müminlerin kardeş oldukları, birbirlerini yardımsız bırakamayacakları, ihtiyaç durumunda birbirlerine el uzatmaları gerektiği”1 ifade edilmiştir.
Değerli Müminler!
 


Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği her bir nimetin şükrü vardır. İnsan olarak yaratılışımızın şükrü imandır. Bedenimizin şükrü namazdır. Rızkımızın ve sağlığımızın şükrü oruçtur. Malımızın, varlığımızın şükrü zekâttır, sadakadır, fitredir. Bütün bunların genel adı ise infaktır.

Zekât, zenginlerin sahip olduğu malda Allah tarafından yoksullara verilen bir haktır. Varlıklı Müslümanın muhtaç ve yoksul kardeşine uzattığı yardım elidir. Sadaka, hem Rabbimize hem de kardeşlerimize karşı samimiyet ve sadakatin tezahürüdür. Hâsılı Allah yolunda infak, nimetlerin, zenginliğin Allah’ın bir emaneti olduğunun bilincinde olmaktır. Geçici dünya malını, ebedi kılabilmenin adıdır. Aynı zamanda müminler arasındaki kardeşlik hukukunu derinden kavramak, en güzel şekilde yaşamak ve yaşatmaktır.
 
Kardeşlerim!



Zekât ve fitre, İslam’da yardımlaşmanın en önemli yoludur. Ayrıca maddi ve manevi hastalıklara karşı da birer ilaç gibidir. Bu ibadetleri yerine getirenlerin hem mallarında hem de kalplerinde bir arınma ve bereket meydana gelir. Mü’minler bu ibadetlerle Yüce Allah’ın rızasını kazanır, manevi mükâfatlara ulaşır, kötülüklerden korunmuş olur. Bu ibadetler, kişiyi mal ve servet sevgisine karşı aşırı düşkünlük, hırs, cimrilik, bencillik, kibir gibi kalbi hastalıklardan arındırırken, kalpte şefkat, merhamet, hayırseverlik, başkasını düşünmek gibi ulvi duyguların uyanmasına ve yerleşmesine vesile olur.
Kardeşlerim!


Kur’an bizden infak ruhuna ve paylaşım ahlakına sahip mü’minler olmamızı ister; mü’minin sadece kendisi için yaşamasını hoş görmez. O halde geliniz, helal kazancımızın peşinden koşarken, fakirin hakkı olan, malın temizleyicisi ve bereketi olan zekât ve fitrelerimizi zamanı geldiğinde vermekten asla kaçınmayalım. Zekât vermeyenlerin Allah’ın rahmet ve bereketinden mahrum kalacaklarını bilelim. Zekâtımızı belirlenen yerlere ulaştırırken, insanları incitmemeye, onurlarını rencide etmemeye gayret edelim.
Kıymetli Kardeşlerim!


Geçen senenin Ramazan ayı içinde bağışladığınız fitre ve zekâtlarınız, hamdolsun, yıl içerisinde geleceğimizin teminatı olan çok sayıda öğrencimizin eğitim hayatına adeta can suyu olmuştur.

Bu meyanda, fitre ve zekâtlarınızla Uluslararası İlahiyat Programı desteklenmiş, çok sayıda genç öğrencimiz Eğitim Umresi kapsamında Mekke ve Medine’ye götürülmüş, Değerler Eğitimi ve muhtelif burs programlarımız ile millet varlığımızın teminatı olan öğrencilerimiz tarihsel kökleri ve değerleri ile buluşturulmuştur.

DİTİB teşkilatı olarak, bu Ramazan ve her zaman yine öğrencilerimizin eğitimlerine sarf edilmek üzere, fitre ve zekât bağışlarınıza talip olduğumuzu hatırlatır, hayır ve hasenatımızın kabulünü Yüce Rabbimizden niyaz ederiz.

Hutbemi başta okuduğum âyet-i kerîmenin meâli ile bitirmek istiyorum: “Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.”2
 
1 Buhârî, Mezâlim, 3; Buhârî, Edeb, 27 2 Bakara Suresi, 2/277


DİTİB Hutbe Komisyonu